HepForum.Com


Geri Git   HepForum.Com > Genel Sağlık Forumları > Sağlıklı Hayat Forumları > Göz Sağlığı
Kullanıcı Etiket Listesi

 
LinkBack Seçenekler
Alt 19.Aralık.2018   #1
DurumuÇevrimdışı
Banned
Ersin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 20
Üyelik tarihi: 06.Aralık.2018
Şehir: Avrupa
Mesaj Sayısı: 4,689
Konu Sayısı: 2288
Beğendikleri: 545
Alınan Beğeni: 290
HF Ticaret Sayısı: (0)
HF Ticaret Yüzdesi: (%)
Ruh Hali
Kan Grubum: AB RH +

Standart Göz Kapağı Lamel Rekonsrükyonu

Göz kapağı arka lamel rekonstrüksiyonu: Otojen tarsokonjonktival ve sert damak mukozası greftleri, tarsokonjonktival flepler

Göz Kapağı Arka Lamel Rekonstürüksüyonu Otojen tarsokonjonktival ve sert damak mukozası greftleri, tarsokonjonktival flepler


Göz kapağı arka lamel rekonstürüksüyonu göz kapağının yarıdan fazlasının çıkarıldığı tümör cerrahilerinde, göz kapağında doku kaybına neden olan fiziksel travmalardan ve kapakta malpozisyona neden olan kimyasal travmalardan sonra gerekli olmaktadır. Bunların dışında involüsyonel ektropion, fasiyel sinir paralizilerine bağlı ektropion ve Graves oftalmopatisine bağlı göz kapağı retraksiyonu tedavisinde de arka lamel girişimleri uygulanmaktadır (1).

Göz kapağı arka lamelinin yerine konması için otojen tarsokonjonktiva, sert damak mukozası, burun septumu (2,3), konkal kartilaj (4), fasya lata greftlerinden ve tarso konjonktival fleplerden yararlanılmaktadır. Kamiya ve ark. prezerve skleranın ve Steinkogler heterelog kartilajın arka lamel rekonstürüksüyonunda kullanılabileceğini bildirmişlerdir (5,6).

Çalışmamızda tümör cerrahisi ve travma nedeniyle göz kapağı arka lamel rekonstürüksüyonu yaptığımız olgularda uyguladığımız tarsokonjonktival greft, tarsokonjonktival flep ve sert damak grefti yöntemlerinin etkinliğini ve komplikasyonlarını irdeledik.

Yöntem

Ekim 2001- Nisan 2004 tarihleri arasında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniğinde kapak kitlesi nedeniyle ameliyat edilen 10 ve alkali madde ile temas sonrası gelişen entropionun tedavisi için arka lamel rekonstürüksüyonu uygulanan 1 hasta çalışma kapsamında değerlendirildi.

Cerrahi Yöntem: Anestezi ve temizliğin ardından kapak kitlesi nedeniyle başvuran hastalarda 3 mm klinik olarak sağlıklı doku ile birlikte total eksizyonel biyopsi yapıldı. Defekt genişliği ölçüldükten sonra 7 hastada tarsokonjonktival greft, 2 olguda tarsokonjonktival flep ve 2 olguda sert damak mukozası arka lamel rekonstrüksüyonunda kullanılmak üzere elde edildi.

Tarsokonjonktival greft: Diğer göz üst göz kapağı palpebral konjonktiva altına epinefrin içeren % 2’lik lidokain infiltre edildikten sonra tarsın santral üçte birlik kısmında 3-4 mm genişliğinde ve defekt ile eş uzunlukta insizyon yapıldı. Bu aşamada kapak kenarında 4-5 mm tars dokusu kalmasına özen gösterildi. Ardından konjonktiva makası ile tarsokonjonktival dokunun ön lamelden disseke edilerek ayrılması sağlandı. Verici saha spontan iyileşmeye bırakıldı. Antibiyotikli pomad sürüldükten sonra göz 1 gün kapatıldı, sonrasında 5-7 gün antibiyotikli damla ve steroidli damla her iki göze uygulandı.

Tarso konjonktival flep: Aynı göz üst göz kapağı konjonktiva altına epinefrin içeren %2 lik lidokain infiltrasyonunun ardından kapak kenarında 4-5 mm tars dokusu kalacak şekilde bistüri ile istenen uzunluk ve genişlikte nazal, temporal ve inferior kenarlarda insizyon yapıldı ardında tarsokonjonktival flep süperior kenarda bırakılan flep pedikülü ile birlikte ön lamelladan konjonktiva makası ile ayrıldı.

Sert damak mukozası: Sert damak mukozasına epinefrin içeren lidokain infiltre edildikten sonra defekt horizontal uzunluğundan % 20 daha kısa ve vertikal uzunluğundan %5 daha uzun bir greft genişliği belirlenerek bistüri ile insizyon yapıldı. Ardından sert damak mukozasının altına elevatör ile girilerek mukoza serbestleştirildi. Mukoza iki ucundan hemostatla sabitlenerek periost tarafındaki glandlar künt disseksiyonla uzaklaştırıldı. Verici sahada kanama yapan büyük damarlar koterize edildi. Cerrahi sonrası oral antibiyotik ve antiinflamatuar gargara hastalara uygulandı. Hastalarımızın beslenmelerine ameliyattan 3-4 saat sonra çok sıcak olmayan sıvı gıdaları oral yolla alarak başlamaları sağlandı ve 3 gün içinde çok sıcak olmayan katı gıda alımına geçmeleri önerildi.

Arka lamel için hazırlanan greft ve flepler tars kalıntılarına ve tarsın tamamen eksize edildiği olgularda periosta 5/0 prolen ile tek tek konjonktival yüzeye ise 6/0 vikril ile sürekli sütürasyonla tespit edildi. Ön lamel tarsokonjonktival flep uygulanan 2 olguda serbest cilt greftleri diğer 8 olguda ise lokal cilt flepleri ile oluşturuldu. Entropionlu olguda ön lamel rekonstürüksüyonuna gerek duyulmadı. Cilt grefti uygulanan olgularda göz 5 gün baskılı pansuman ile diğer olgularda 1 gün kapalı tutuldu. Ameliyat sonrası antibiyotikli ve steroidli damlalar göz içine, antibiyotikli pomad yara yerine uygulandı. Tarsokonjonktival flepler ilk ameliyattan 12 hafta sonra infiltrasyon anestezisi uygulandıktan sonra kesilerek ayrıldı ve gerekli kapak kenarı düzeltmeleri yapıldı.

Cerrahi sonrasında hastalar, nüks, göz kapağının konumu ve göz dış yüzeyinin durumunu değerlendirmek amacıyla her kontrolde makroskopik ve biyomikroskopik muayene ile değerlendirildiler.

Bulgular

Çalışma kapsamında değerlendirilen 7 kadın ve 4 erkek olgunun yaş ortalması 60,8 idi (17-70). 8 olguda bazal hücreli karsinom, birer olguda skuamöz hücreli karsinom ve malin melanom patolojik inceleme sonucu tespit edildi. Total eksizyonel biyopsi sonrası tüm olgularda defekt genişliği kapak horizontal genişliğinin 1/2’sinden fazla idi. Bir olgumuzda alkali maddeye maruz kalma sonucu üst göz kapağında gelişen entropion ve limbal iskemi mevcuttu. Tümör tüm olgularda alt göz kapağı yerleşimliydi.

Yedi olgumuzda uyguladığımız tarso konjonktival greft arka lamel rekostürüksüyonunda en sık yararlandığımız yöntemdi. Ameliyat sonrası bir olgumuz dışında tüm olgularda kapak konumu ve horizontal gerginliği çok iyiydi ve oküler yüzeyde patoloji izlenmedi. Bir olgumuzda horizontal kapak gevşekliği tespit edildi. Bu olguda takip süresinde medikal tedaviye rağmen ısrar eden korneo epitelyopati olması sebebiyle kısmi kalıcı tarsorafi uygulandı. Verici sahada 2 olgumuzda granülom gelişti ve bu olgularda granülomlar eksize edildi.

Tarsokonjonktival greft uyguladığımız 2 olgumuzda kapak konumu, gerginliği çok iyiydi ve bu olgularda hiçbir post operatif komplikasyonla karşılaşılmadı.

Sert damak mukozası ile rekonstürüksüyon uyguladığımız iki olgumuzdan birinde arka lamelde kısmi nekroz izlendi. Bu olguda lagoftalmi olmaması ve yapılan izlemlerde herhangi bir korneoepitelyopati bulgusuna rastlanmaması nedeniyle ikinci cerrahiye gerek duyulmadı. Üçüncü haftada verici sahanın tam olarak epitelize olduğu gözlendi. Alkali maddeye maruz kalan olgumuzda 10 aylık takipte göz kapağı konumu ve gerginliği çok iyiydi fakat oküler yüzey bozukluğu uygulanan limbal kök hücre transferine rağmen giderilemedi ve kornea ödemi gelişti. Olgularımızda oral yolla beslenme sorununa rastlamadık.

Olgular ortalama takip süresi 18,7 ay idi (7-38 ay) ve bu süre içinde tümör cerrahisi uygulanan olgularda nüks izlenmedi.

Kısaltmalar: ÖL: Ön lamel, AL: Arka lamel, E: erkek, K: kadın, BHK: bazal hücreli karsinom, SHK: skuamöz hücreli karsinom, MM: malin melanom, TK: tarsokonjonktival greft, TKF: tarsokonjonktival flep, SD: sert damak mukozası

Tartışma

Arka lamel rekonstürüksüyonu çoğunlukla ileri yaş grubu hastaları ilgilendirmektedir. Bu hastalarda yaşa bağlı değişmekte olan kapak stabilitesi cerrahi ile daha da bozulmaktadır. Göz kapağı rekonstrüksüyonu sonucunda göz kapağı iç yüzey mukozası, göz kapağı rijiditesi, yeterli göz kapağı açıklığı, yeterli göz kapağı kapanması ve kabul edilebilir kozmetik görünüm sağlanmalıdır (7). Göz kapağının yarıdan fazlasının çıkarıldığı olgularda arka lamel rekonstürüksüyonu mutlaka gerekli olmaktadır. Çalışmamızda arka lamel rekonstürüksüyonu için tarsokonjonktival greftler, sert damak mukozası grefti ve tarsokonjonktival fleplerden yararlandık.

Aynı göz veya diğer göz üst kapağından alınan tarsokonjonktival greftler göz kapağına yeterli rijiditeyi ve gerekli olan mukoza örtüsünü tam olarak kazandırmaktadır. Verici sahada iki olguda gördüğümüz granülomlar kolaylıkla eksize edilmiş ve nüks görülmemiştir. Bir olguda horizontal gevşeklik tespit edilmiş ve kapak aralığını kısmen daraltan tarsorafi işlemiyle hastanın oküler yüzey stabilitesi tam olarak sağlanmıştır. Bu özellikleri ile tarsokonjonktival greftler arka lamel rekonstürüksüyonunda tatmin edici sonuç vermiştir. Yöntemin olumsuz yanı sağlam göz kapağında cerrahi girişimi gerektirmesidir.

Tarsokonjonktival flep uyguladığımız olgular gerek gözkapağı konumu gerekse iç yüzeyi açısından mükemmel sonuç vermiş ve herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmamıştır. Yöntemin dez avantajı gözün yaklaşık 10-12 hafta kapalı kalması ve ikinci cerrahi girişime gerek duyulmasıdır.

Sert damak mukozası uyguladığımız bir olguda izlediğimiz kısmi greft nekrozu hastada işlevsel sorun yaratmadı. Ve iki hastamızda da göz kapağı görünümü ve konumu tatminkardı. Sert damak mukozası geniş greft alımına olanak tanıması, sağlam göz kapağına müdahale gereğinin olmaması, greftin yeterli rijidite ve mukozal örtüyü sağlayabilmesi, hastalar cerrahiden saatler sonra çok sıcak olmayan sıvı gıdaları ağızdan alabildiklerinden beslenme sorunu yaşanmaması yöntemin avantajlarıdır. Bölge olarak oftalmologlara yabancı olması bakımından ilk cerrahilerde kulak burun boğaz hekimleri ile birlikte greft alınması yararlıdır. Siegel (8) sert damak mukozası ile rekonstürüksüyon uyguladığı olgularda 3 yıl süre ile göz kapağı stabilitesinin sağlandığını, Ito ve ark (9) ise sert damak mukozası ile birlikte periostun da alındığı mukoperiostal greftler ile çok daha iyi kapak stabilitesinin sağlanabileceğini bildirmişlerdir. Yapılan çalışmalarda verici sahada ameliyat sonrası hiçbir iyileşme sorunu bildirilmemiştir (8-10).

Burun septumundan elde edilen kondromukozal grefti arka lamel rekonstürüksüyonunda öneren cerrahlar vardır (3). Kondromukozal greft göz kapağına yeterli rijidite kazandırmaktadır (5). Verici cerrahi sahanın yeterince geniş olmaması, kısıtlı doku alınabilmesi ve verici sahanın iyileşme sürecinin semptomatik olabilmesi yöntemin dezavantajlarıdır (8).

Konkal kartilaj arka lamel rekonstürüksüyonunda kullanılabilecek diğer bir seçenektir ve olgularda kapak işlevinin ve stabilitesinin yeterince yerine konabildiği bildirilmektedir (4).

Kamiya ve ark. prezerve edilmiş sklera kullandığı olgularda uzun dönemde çok iyi sonuçlar bildirmektedir (5). Steinkogler ise heterelog kartilaj ile göz kapağı rekonstürüksüyonunda tatmin edici sonuçlar alınabileceğini bildirmektedir (6). Her iki yönteminde getirisi hastada ikinci bir cerrahi sahada çalışma gereğini ortadan kaldırmalarıdır.

Sonuç olarak uyguladığımız arka lamel rekonstürüksüyon yöntemleri gerek kapak konum ve gerginliğinin uzun süre sağlayabilmesi gerekse mukozal örtüyü yerine koyabilmesi açısından tatmin edicidir. Bir olguda izlediğimiz ve kapak gerginliğini az olmasına bağlı oküler yüzey bozukluğu ikinci cerrahi ile giderilebilmiştir. Kapak rekonstürüksüyonu geçiren hastaların tümör nüksü, göz kapağı stabilitesi ve ortaya çıkabilecek oküler yüzey bozuklukları açısından uzun süre takibi gerekmektedir.

  Alıntı

Ersin Üyenin Son 5 Konusu
Baslik Kategori Son Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj
10.02.2019 - Star Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 102 10.Şubat.2019 17:32
10.02.2019 - Yeni Şafak Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 89 10.Şubat.2019 17:31
10.02.2019 - Güneş Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 76 10.Şubat.2019 17:30
10.02.2019 - Türkiye Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 78 10.Şubat.2019 17:29
10.02.2019 - Akşam Günlük Gazete Manşetleri Ersin 0 75 10.Şubat.2019 17:28


Bookmarks

Etiketler
göz , kapağı , lamel , rekonsrükyonu

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Baş ağrınızın nedeni göz kapağı sarkması olabilir! Ozge Göz Sağlığı 0 18.Aralık.2018 00:04


Yukarı Çık
best 10